4/19/2017

KÜRT TARİHİ DERGİSİ 28. SAYI EDİTÖR YAZISI

Ocak ayı başında yayımlanması gereken 28. sayıyı, üç aylık bir gecikmeyle, ancak bugünlerde, Nisan başında yayımlayabiliyoruz. Gecikmenin nedeni meçhul değil. Derginin satış rakamları son bir senede azar azar düştü ve dergiyi mali olarak çekip çevirmeyi imkansız kıldı. Malum, Kürt Tarihi yayına başladığı ilk günden bugüne kendi yağıyla kavrulan, reklam gelirleri olmayan bir dergi oldu. Ancak, Kürt meselesinin girmiş olduğu rotayla ilişkili olsa gerek, derginin satışları son bir senede peyderpey düştü ve derginin yayımlanmasını mümkün olmaktan çıkardı. Oluşan bu durumun ardından derginin yayınını bir müddet durdurmayı planlarken, İsmail Beşikçi Vakfı yöneticileri sağ olsunlar alaka gösterdiler ve derginin yayında kalmasını sağlayacak mali desteği sağladılar. Kürt Tarihi dergisi bu sayıyla beraber İsmail Beşikçi Vakfı’nca yayımlanacak, bir İsmail Beşikçi Vakfı yayını olacak. Gösterdikleri alaka ve verdikleri destek için İsmail Beşikçi’ye ve İsmail Beşikçi Vakfı’na müteşekkiriz. Bu vesileyle dergi olarak herkese bir çağrıda bulunalım: Kürt Tarihi dergisinin hem okura hem yazara ihtiyacı var.

12/07/2016

27. SAYI EDİTÖR YAZISI

Kürt Tarihi’nin 27. sayısı bir yandan geçen sayıda yer alan dengbêjlik dosyasını devam ettiriyor bir yandan da Kürtleri ve Kürdistan’ı alakadar eden çeşitli mevzulardaki kıymetli yazılara ev sahipliği ediyor.

12/01/2016

DERGİMİZİN TÜM SAYILARI KARGO ÜCRETİ DAHİL 200 TL'YE EDİNEBİLİRSİNİZ


Dergimizin şimdiye kadar çıkan tüm sayılarını (1.sayıdan 28. sayıya kadar) indirimli edinebilirsiniz. Kargo ücreti bize ait.

9/23/2016

26. SAYI EDİTÖR, İÇİNDEKİLER ve DOSYA GİRİŞ YAZISI

Kürt Tarihi’nin 26. sayısı Kürdistan’da sözlü gelenek ve dengbêjlik üzerine. Hem dengbêjliğin tarihi hem de dengbêjliğin Kürt tarihinin geleceğe aktarılmasındaki rolü üzerine önemli yazılar var elinizdeki sayıda.

7/13/2016

25. SAYI EDİTÖR YAZISI VE İÇİNDEKİLER

Beşinci senenin ilk sayısı önemli bir mevzuya hasredilmiş bir dosyaya ev sahipliği ediyor: Kürt Modernleşmesi. Dergi yayın kurulundan Fırat Aydınkaya, oldukça kısa bir zaman içerisinde bu zor mevzunun önemli veçhelerinin ele alındığı tafsilatlı bir dosya hazırladı. Aydınkaya’nın dosya sunuş yazısında da belirttiği üzere, Kürtlerin son iki yüz senelik serüvenine ağırlıkla milliyetçilik ve sosyalizm merceklerince bakıldığından olsa gerek, Kürtler ve modernleşme, Kürtlerin modernleşmesi, üzerine çok fazla düşünülen bahisler olmadı. Halbuki dosyada yer alan yazılarda da görüldüğü üzere, dönemin başka kavimlerinden entelektüeller gibi, ondokuzuncu ve yirminci yüzyıl Kürt entelektüelleri için de modernleşme ve Kürtler ve modernleşme meseleleri en önemli meselelerdendi.

5/23/2016

24. SAYI EDİTÖR YAZISI

Geride kalan birkaç sayının her birini belirli bir dosya konusuna ayırdık malum ve neredeyse hiç dosya dışı yazı yayımlayamadık. Bu sayıda ise belirli bir dosya konusu yok ama Kürdistan ve Kürt tarihine dair önemli, renkli ve epey de çeşitli yazılar var. Önemli yazılardan birinde Yener Koç Tanzimat’ın Kürdistan’da nasıl yaşandığını inceliyor. Yener Koç’un çalışması, Tanzimat’la beraber modern devlet mantığının Kürdistan taşrasına nasıl sirayet ettiğini ve Kürt göçerlerin nasıl vergi veren ve asker kılınmak istendiğini aktarıyor. Mesut Ataş’ın “1908 Seçimlerinde Diyarbekir Vilayet ve Sancakları” yazısı ise II. Meşrutiyetin ardından yapılan seçimlerin Kürdistan’ın kalbinde, Diyarbekir vilayet ve sancaklarında nasıl, hangi gerilim ve dinamikler etrafında gerçekleştiğini inceliyor.  

3/10/2016

23. SAYI EDİTÖR YAZISI

Kürt Tarihi yayımlandığı ilk günden bugüne Kürdistan’ın Kuzey, Güney ve Batı parçaları tarihi zamanlardan geçiyor. Kürdistan’ın her üç köşesi geride kalan birkaç yılda büyük dönüşümler yaşadı ve belli ki daha büyük dönüşümlere sahne olacak. Kürdistan’ın her bir parçasında yaşanan bu büyük dönüşümün farklı dinamikleri ve şüphesiz farklı seyirleri olmakla beraber bütün bu dönüşümü ortaklaştıran bir şey var: Kürdistan’ın üç parçasında yaşanan dönüşüm bir biçimde bu parçalarda neredeyse yüz senedir hüküm süren 1. Dünya Savaşı sonrası statükonun değişmesi pahasına gerçekleşiyor. Türkiye, Irak ve Suriye Kürtleri bazen kendi özel yordamlarınca, bazen de ortak bir yordam etrafında, 1918 sonrasında oluşan statükoyu değiştirmeye çalışıyor. Üstelik, nerdeyse 1. Dünya Savaşı’ndakine benzer karmaşık ve çetrefil koşullarda.

1/15/2016

22. SAYI EDİTÖR YAZISI

Kürt Tarihi yayına başladığından bugüne Kürtler ve Kürdistan zor zamanlardan, tarihi eşiklerden geçiyor. Zor zamanların iyice sıklaştığı ve artık yanı başımızda cereyan ettiği bir merhaledeyiz, malum. Kürdistan’ın bir çok şehri, pek çok Kürdistanlı abluka altında hayatta kalmaya çalışıyor.

Şeylerin iyiden iyiye manasızlaştığı bu zor zamanda Kürt Tarihi’nin 22. sayısı hazır. Müşahhas bir dosya konumuz yok bu sayıda. Ancak Kürt tarihinin farklı safhalarına ve çeşitli veçhelerine dokunan pek çok kıymetli yazı var. Fehminaz Çabuk’un “II. Abdülhamid Döneminde Osmanlı-İran Hudut Boylarından yaşayan Kürt Aşiretlerin İltica Meselesi” başlıklı yazısı, Osmanlı-İran sınırında meskun Kürt aşiretlerinin iki devlet arasındaki gerilimin ürettiği imkanları kendi lehlerine kullanmak için yaptıklarını anlatan önemli bir yazı. Kürt aşiretlerinin hareketliliği Osmanlı – İran ilişkilerine genellikle yakıştırılan durağanlık tezinin pek de hükmü olmadığını gösteriyor.

11/19/2015

21. SAYI EDİTÖR YAZISI, DOSYA SUNUŞ YAZISI VE İÇİNDEKİLER

Kürt Tarihi’nin 21. sayısının neredeyse tamamı özel bir dosyadan oluşuyor. Cumhuriyetin ilk zamanlarında takip edilen Kürdistan siyasetinin kurumlar veçhesine bakıyoruz bu sayıda. 

9/20/2015

20. SAYI EDİTÖR YAZISI

Kürt Tarihi’nin bu sayısındaki dosya konusunu Metin Atmaca’nın editörlüğünü yaptığı “Kürt Mirlikleri”ne ayırdık. Atmaca, dosya yazılarının hazırlanması, organize edilmesi ve dergi sayfalarına yerleştirilmesi aşamalarında ciddi emek harcadı.
Dosya yazıları, Kürdistan’ın muhtelif bölgelerini farklı dönemlerde yönetmiş Rüstem Ağa, Şeddadiler, Babanlar, Müküs ve Abdal Han dönemleri üzerine yoğunlaşıyor.

7/19/2015

19. SAYI EDİTÖR YAZISI

Çok sevimli bir terim olmayabilir ama Kürdoloji diye akademik bir disiplin var. Başka benzerleri gibi, ilgili olduğu milletin ya da etnik grubun tarihine, kültürüne, diline, edebiyatına dair çalışmaları içeriyor ya da bu türden çalışmalar üretiyor. Benzerlerinde de var mı emin değilim ama Kürdoloji’nin (aslında Türkoloji’nin) enteresan bir alt alanı var: Malmisanij’ın adlandırmasıyla Anti-Kürdoloji. Kürtlerin dilinin, tarihinin, kültürünün mevcut olmadığını ispat etmek için didinen çalışmaları içeren bir alt-alan anti-Kürdoloji. Türkiye söz konusu olduğunda uzunca bir zaman, ait olduğu alan olan Kürdoloji’den daha çok ürün vermiş bir alt-alan. Kürt Tarihi’nin 19. sayısının dosya konusu Kürdolojinin bu kendine mahsus alt alanı, anti-Kürdoloji hakkında.


5/08/2015


18. SAYI EDİTÖR YAZISI
Çok değil yüz sene önce Türkiye’de ve Kürdistan’da Ermeniler, bir Ermeni milleti vardı. 1915 civarında zamanın Türkiye nüfusunun yüzde onunu oluşturan, bir buçuk milyonluk bir millet... Bugün yoklar ya da yok denecek kadar azlar.

Günümüzün hazmı zor, çıplak gerçeği bu. Anadolu’daki, bugün Kuzey Kürdistan sayılan yerlerdeki mevcudiyetleri Türkleri de Kürtleri de önceleyen Ermeniler, Ermeni milleti 1915’ten beridir yok. Ermenilerin kazınmış olduğu yerler Türkiye ve Kürdistan. Tam yüz senedir.

3/03/2015

17. sayıda geride kalan 16 sayı boyunca biraz ihmal ettiğimiz bir mevzuya odaklanalım istedik: Dersim ve bilhassa Alevilik. Bu sayının büyük kısmını oluşturan dosya Dersim ve Alevilik üzerine. Kuvvetli bir dosya olmakla beraber maalesef Alevilik mevzuuna niyet ve arzu ettiğimiz kadar yer veremedik. Önümüzdeki sayılarda bu eksikliği gidermeyi umarak dergide yer bulan yazılardan bahsedeyim.

1/03/2015

16. SAYI EDİTÖR YAZISI

Kürt Tarihi’nin yayımlandığı ilk günden bugüne hep yapmak istediğimiz bir işi ancak şimdi, 16. sayıda yapmaya koyulduk. Zaman zaman derginin okuyucularının da şikayet ettiği üzere, Kürt Tarihi geride kalan onbeş sayı boyunca Kürtlerin ve Kürdistan’ın daha ziyade yakın tarihine, en fazlası Osmanlı ve İslam geçmişle yoğrulmuş tarihine ilişkin çalışmalara yer verebildi. Kürtlerin ve Kürdistan’ın İslam öncesi tarihine dair çalışmaların ve bu işleri bilenlerin azlığından kaynaklanan bu eksikliği gidermeye matuf mütevazı bir hamle var bu sayıda. 16. sayı, Kürdistan’ın İslam öncesi tarihine dair çalışmalara yer veren Kadim Zamanlarda Kürdistan dosyasıyla çıkıyor.

10/23/2014


15. SAYI EDİTÖR YAZISI

“Kürtler ve Kürdistan tarihi zamanları tecrübe ediyor. Osmanlı Kürtlerini üç ulus devletin mensubu kılıp, uzun vadede tarihe gömmeye niyet eden I. Dünya Savaşı sonrası statüko, 2003’te Irak’ta aldığı ilk darbeyi hazmedemeden ikinci bir darbe aldı; üstelik pek de beklenmedik bir yerden, Suriye’den. Irak Kürtlerinin ardından ‘özgürleşme’ sırası Suriye Kürtlerine gelmiş görünüyor.”

8/15/2014

14. SAYI EDİTÖR YAZISI

Kürdistan yine yangın yeri, Kürdistanlılar yine cefada. Ortadoğu’nun ve Kürdistan’ın yüz senelik statükosu büyük bir gürültüyle çökerken ufukta yeni bir statükonun işaretleri henüz görünmüyor. Bu belirsizlik Ortadoğu’nun ve Kürdistan’ın mazlumlarına hayatı dar ediyor. Önce Ortadoğu’nun kadim mazlumları Filistinliler, şimdi de Kürdistan’ın en mazlumları Êzidîler zalimlerin pençesine düşmüş durumda.

14. sayıda Kürtlerin ve Kürdistan’ın tarihini, Kürtlerin, Kürdistan’ın bugün maruz kaldıkları üzerinden hatırlamak istedik. Kürdistan’da son birkaç haftada yaşananlar Êzidîleri, Güney Kürdistan’ı ve elbette Musul-Kerkük mevzuunu gündeme taşıdı malum. 14. sayıda bu mevzuları ele alan bir dosya var.

7/18/2014

13. SAYI EDİTÖR YAZISI

KÜRT TARİHİ 3 YAŞINDA

Kürt Tarihi bir dönemeci, bir seneyi daha geride bıraktı. Üçüncü senemizin bu ilk sayısı vesileyle küçük bir muhasebe yapmak yerinde olur.

64 sayfa olarak 2 ayda bir yayımlamaya karar verdiğimiz derginin ilk sayısı çıktığında aklımızı meşgul eden sorular pek de tutarlı değildi. “3. sayıyı görür müyüz?” sorusu da vardı kafamızda “ayda bir, 80 sayfa çıkarabilir miyiz?” sorusu da. 3. sayıyı göreli çok zaman geçti ama dergiyi ayda bir yayımlayabilecek durumda olmanın henüz çok uzağındayız. Tutarsız sorularımız bu kadar değildi. “İlgi görür mü, tutar mı?” sorusu kadar, “memleketin her köşesinde bulunan, reklam alan bir dergi olur mu?” sorusu da aklımızın bir ucundaydı. Ortalama 2500 adet satılan ama profesyonel manada reklam alamayan dolayısıyla da finansmanını zar zor denkleştiren bir dergi durumundayız. Muhasebenin sonucu: İyi, ama daha iyi olabilirdi.
12. SAYI EDİTÖR YAZISI

Geçen sayıda Ergin Öpengin’in yazılı Kürtçe’nin geçmişine dair kıymetli bir yazısının da yer aldığı bir Kürtçe dosyasına yer vermiştik. Bu sayıda Kürtçe’nin bir başka alengirli mevzusuna odaklanan bir mülakatımız var. Ürgen Tepe Newepel gazetesi editörü ve redaktörü yazar Roşan Lezgîn’le Zazaca, Vate Çalışma Grubu ve Newepel gazetesi üzerine konuştu. Mülakatın Kürtçe Zazaca ilişkisine dair serinkanlı ve akademik bir tartışmaya kapı aralamasını ümit ediyoruz.
11. SAYI EDİTÖR YAZISI

Bu sayımızda, Kürtçenin yazı serüvenini ya da yazılı tarihini inceleyen bir dosyayla karşınızdayız. Konu hakkında kapsayıcı bir panorama sunmayı amaçlayan dosyanın “Kadim Kürtçenin İzinde: Tevatür ve Temellük Kıskacında Kürt Kültür Tarihçiliği” başlıklı yazısında Ergin Öpengin, çeşitli platformlarda Kürtçenin milat ve İslamiyet öncesi dönemlerine ait olduğu iddia edilen birtakım yazıt, metin ve alfabeleri eleştirel bir yaklaşımla irdeliyor. Öpengin, İrani diller filolojisine dayanarak, verili kabul edilen Kürtçe-Medce ilişkisinden Avesta metinlerinin Kürtçe sayılmasına ve ziyadesiyle popülerleşmiş “Boraboz”un şiirine dek birçok konuda doğru bildiklerimize soru işareti koyuyor. Öpengin, makalesinin son kısmındaysa Kürtçe dilbiliminin en önemli isimlerinden David N. MacKenzie’nin 1963 tarihli bir makalesine dayanarak bilinen en eski Kürtçe yazılı metin olduğunu belirttiği 15. yüzyıldan bir dörtlüğü sunuyor.
10. SAYI EDİTÖR YAZISI

Kürt tarihinin yakın geçmişine, Kürt meselesinin ‘kurucu’ zamanlarına odaklanan bir sayıyla karşınızdayız. Çok değil, 1. Dünya Savaşı’nın başlangıcından Cumhuriyetin çatısının çatıldığı ilk yıllara kadar geçen on sene Kürtlerin yakın tarihinin en dramatik anlarına sahne oldu. Bu on sene içerisinde Kürtlerin yaşadığı havalinin bir kısmı Ruslarca işgal edildi; Ermeniler Kürtlerle paylaştıkları vatanlarından kazındı; Kürtlerle meskun Osmanlı arazisinin bir kısmı savaşın galiplerince işgal edildi; Osmanlı/Türk ve Kürt eliti Kürtlerin özerkliğinde anlaştı; nihayet, Kürtler değilse de Kürtlük Kürdistan’dan kazınmak istendi.
9. SAYI EDİTÖR YAZISI

Geçen sayıda başlattığımız Osmanlı’da Kürt Basını dosyasını bu sayıda tamamlıyoruz. Kürdoloji Çalışmaları Grubunun ürettiği dosyanın bu ikinci kısmında üç kıymetli yazı yer alıyor. Namık K. Dinç, Rojî Kurd dergisine özgül bir mesele etrafında bakıyor. Dinç, Rojî Kurd’ün Kürt tarihine bakışını dergiye katkıda bulunan yazarların ulus fikriyle kurdukları münasebet üzerinden inceliyor. Dosyanın bu sayıdaki kısmında iki de önemli portre yazısı yer alıyor. Tahir Baykuşak, Elifbayê Kurmancî’nin yazarı Xelîl Xeyalî’nin yazarlık serüvenini etraflı bir biçimde aktarıyor. Seîd Veroj ise Kürtçe kaleme aldığı yazısında ünlü felsefeci Selahattin Hilav’ın babası Mehemed Mîhrî Hilav’ın çalışmalarını inceliyor.
8. SAYI EDİTÖR YAZISI

8. sayıda kapsamlı bir dosyanın ilk kısmına yer veriyoruz. İkinci kısmını 9. Sayıda yayımlayacağımız dosyanın somut, müşahhas bir konusu var: Osmanlı’da Kürt Basını. Kürdoloji Çalışmaları Grubunun ürettiği bu etraflı dosya, Osmanlı’nın son çeyrek yüzyılında ortaya çıkıp, serpilen Kürt basınına hem tek tek yayınlar, gazeteler hem de şahsiyetler üzerinden bakıyor. Osmanlı Kürt basınının Kürdistan, Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi, Şark ve Kürdistan, Rojî Kurd gibi saygın numunelerine ve Mevlanzade Rifat gibi seçkin isimlerine dair yazılar var dosyada.
7. SAYI EDİTÖR YAZISI

Küçük de olsa bir dönemeci geride bıraktık. Kürt Tarihi ilk seneyi tamamladı. Daha çok sene tamamlamak ümidiyle ikinci senenin ilk sayısından bahsedeyim.

7. sayının dosya konusu İran Kürdistanı. Kürdistan’ın bir zamandır en az hareketli bu parçasının dününe ve bugününe dair çok kıymetli yazılar var dosyada. Akihiko Yamaguchi’nin Safeviler hakkındaki yazısı Safeviler’le Kürtler, Kürtlerle İran ve aslında Kürtlerle Osmanlı arasındaki ilişkiye dair bütünüyle yeni bir bakış açısı sunuyor ve mevzuya dair pek çok ezberi epey kuşkulu kılıyor. İran ve Osmanlı devletlerinin Kürdistan’daki rekabetini en iyi bilenlerden Sabri Ateş’in Şeyh Ubeydullah İsyanı üzerine yazdığı üçlemenin ilk bölümü de İran dosyasında yer alıyor. Ateş’in üçlemesinin arşivlik mahiyette olduğunu bilhassa belirtmek isterim. İran dosyası Kürt Tarihi için güzel bir ilke de aracılık etmiş oldu. Kakşar Oremar İran Kürtlerinin durumunu Kürtçe yazdı: Rewşa Kurdan Li Îranê. Sara Zandi Karimi’nin Hoybun’un İran devletiyle kurmak istediği temaslara ilişkin yazısı da Hoybun’un çaresizliğini, Kürtlerin sıkışmışlığını gösteriyor. İran dosyamızı önemli bir röportaj tamamlıyor. Tanınmış İran’lı Kürt sosyal bilimci Abbas Vali’yle İran Kürdistanı’nın halini ve muhtemel akıbetini konuştuk.
6. SAYI EDİTÖR YAZISI

Bir tarih dergisi için biraz cilveli bir zamandayız. Malum, Kürdistan’ın neredeyse tamamında güncel durum tarihi bir mahiyet edinmiş durumda. Bu hal, Kürtlerin ve Kürdistan’ın tarihine dair konuşma ve yazma işini ister istemez bugünle diyaloga sevk ediyor. 6. sayının dosya konusu da bu türden bir diyalog içerisinde oluştu. Geçtiğimiz aylarda CHP’li bir vekilin başlattığı “kim millet, kim değil” tartışması Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kürt meselesiyle mesaisine dair bir dosya hazırlama fikrini teşvik etti.
5. SAYI EDİTÖR YAZISI

5. sayıya hiç hesapta olmayan bir dosya konusu damgasını vurdu: Kürtçe’nin yazıya aktarıldığı alfabeler. Kürt hanedanlarının ve alimlerinin Arap ve Latin alfabesinden önce kullandıkları alfabelere dair iki önemli yazı var dosyamızda. Suriye Kürdistanı’ndan Muhammed Ronî el-Meranî, 10 yüzyılda yaşamış Keldani alimi İbn Vahşiyye’nin Şewqu’l Musteham kitabında bahsettiği “Kürt krallarının kullandığı” alfabe hakkında yazdı.
4. SAYI EDİTÖR YAZISI

Bir tarih dergisi için ironik olabilir ama mevzunun güncelliğinden olsa gerek, önceki sayının dosya konusu bu sayıya taştı: Suriye Kürdistanı mevzuu Kürt Tarihi’nin dördüncü sayısında da önemlice bir yer tutuyor. Suriye Kürdistanı’na dair geçen sayıdaki etraflıca mülakatının ardından Seda Altuğ bu sayıda da Suriye sınırının etno-politiğini inceliyor. Mehmet Bayrak, Suriye meselesinin Cumhuriyet eliti için teşkil ettiği önemi pek güzel gösteren bir gizli belgeyi , Hasan Reşit Tankut’un 1947’de kaleme aldığı “Gizli Suriye Raporu”nu yayıma hazırladı. Dosyanın son yazısı Kürdolojinin Suriye’deki seyri hakkında. Jordi Tejel Suriye’de Kürt çalışmalarının nasıl şekillendiğini inceliyor. Tejel’in yazısının bir dizinin ilk parçası olmasını ümit ediyoruz. Kürdolojinin farklı zaman ve mekanlardaki seyrine dair benzer çalışmalara önümüzdeki sayılarda yer vermek istiyoruz.
3. SAYI EDİTÖR YAZISI

Kürt Tarihi’nin üçüncü sayısının büyük kısmı bir Suriye dosyasından oluşuyor. Suriye Kürtleri/Kürdistanı üzerine dört kıymetli yazı ve benzerleriyle kıyaslanamayacak kadar aydınlatıcı bir röportaj yer alıyor bu sayıda.

2. SAYI EDİTÖR YAZISI

Kürtler ve Kürdistan tarihi zamanları tecrübe ediyor. Osmanlı Kürtlerini üç ulus devletin mensubu kılıp, uzun vadede tarihe gömmeye niyet eden 1. Dünya Savaşı sonrası statüko, 2003’te Irak’ta aldığı ilk darbeyi hazmedemeden ikinci bir darbe aldı; üstelik pek de beklenmedik bir yerden, Suriye’den. Irak Kürtlerinin ardından ‘özgürleşme’ sırası Suriye Kürtlerine gelmiş görünüyor.
1. SAYI EDİTÖR YAZISI

Kürtçe Türkiye’de en çok konuşulan ikinci dil, Kürt meselesi de Cumhuriyetin en önemli meselesi. Lâkin, Kürtlere, Kürdistan’a ve Kürt meselesine dair Türkçe bilgi ne çok geniş, ne çok derin. İnkar, asimilasyon ve tenkilden oluşan Cumhuriyet siyasetinin bu durumun esas sebebi olduğu muhakkak. Cumhuriyetin asimilasyon siyasetine eşlik eden baskıcı uygulamalar ve yasakçı mevzuat, Kürt dili, edebiyatı, kültürü ve tarihine dair Türkçe bilginin neredeyse yok seviyesinde kalmasına sebep oldu.